|
KARAYAŞMAK KÖYÜNDEN
İSMAİL OĞLU GAZİ HASAN

Kimdir?
Karayaşmak
Köyünden İsmail oğlu Hasan.
Yaşamı
1870 yılında (5 yaş küçük yazıldığını söylerdi 1865), Karayaşmak
köyünde dünyaya gözlerini açmıştır.
Köyde geçen
çocukluk
ve gençlik
yıllarından sonra vatan borcunu ödemek üzere askere gitmiştir.
Askerlik yılları...
Askerliği; I. Dünya ve Balkan Savaşları dönemine rastlamıştır.
Batı cephesinde geçen zorlu mücadelelerden sonra, Doğu cephesine
asker sevkiyatı yapılır. İsmail Oğlu Hasan' da bu askerler
içindedir.
İstanbul’dan yola çıkan birlikler, yolun büyük kısmını yürüyerek
29 günde Erzurum’a ulaşmışlardır. Erzurum’da askerler toplanıp
yeni birlikler oluşturarak Sarıkamış’a doğru yola çıkar...
Sarıkamış Harekatı | Aralık 1914
Doğuda
kış çok ağır geçmektedir. Bir insan eğer yaşamında kar, soğuk,
ayaz ve fırtınalı iklimleri görmemiş ise bu ağır kış şartlarına
dayanması imkansızdır. Soğukların yanı sıra ordunun içinde
bulunduğu yiyecek sıkıntısı askerlerimizin dayanma direncini
tamamen kırıyordu. Askerlerin sırtında doğru dürüst bir kaban,
ayaklarında kışlık potin yoktu. Çoğu askerde yazlık kıyafet ve
ayakkabı (Çarık) vardı. Soğuk ve karlı dağlarda yol alan
askerler cepheye varmadan donarak Şehit oluyorlardı. Düşman
güçlerine saldırmak için 14
saatte Allah-u Ekber dağlarını aşan ordu da yapılan sayım
sonucunda kayıpların büyüklüğü daha iyi anlaşılıyordu.
Bölüklerin sayısı 150 askerden oluşurken, bu mevcut 10-15’e
düşmüş, bazı bölükler ise tamamen Hakkın rahmetine kavuşmuştu.
Başka bir örnekte ise Allah-u Ekber dağları’na çıkmaya
başlamadan önce 10 binden fazla olan 30. Tümen’in asker sayısı
1400 civarına düşmüş olması ise askerlerin savaşmadan şehit
olduğunu gösteriyordu. Soğuk ve açlık askerlerin direncini
zayıflatmış, sağ kalan askerler ise yaşadıkları kısmi donmalar
yüzünden kangren olma tehdidi altındaydı. Sarıkamış hareketinin
komutanı olan Enver paşanın hatalı kararları, Ordunun kış
şartlarına hazır olmaması ve olumsuz iklim şartları sebebiyle
ikmal ve iaşe hizmetlerinin yapılmayışı, kıtalarda açlığa,
hayvanların telef olmasına ve birliklerin dağılmasına neden
olmuştur.
Mehmet Akif’in Çanakkale Destanında "Bir hilal uğruna ya Rab ne
güneşler batıyor" diye destanlaşan mısraları Sarıkamış’ta da
doksan bin güneş karlara batmıştır. 90.000 ŞEHİT, tek
kurşun atmadan...
Esaret yılları...
Hayatta kalan askerlerimizin bir kısmı da Rus’lar tarafından
esir alınmıştı. Gazi Hasan’da bu esir düşenlerdendi.
Sarıkamış’tan alınıp Rusya’nın kuzeyine doğru Trenle uzun bir
yolculuk sonucu Sibirya’ya esirler götürülür. Esirler; Trenden
indirilip esir kampına varınca elbise ve potinlerini çıkarılır.
İsmail oğlu Hasan da ayakkabılarını çıkarınca ayak parmaklarının
10’ununda donmuş olduğunu, hissetmediğini ve nihayetinde
kopanların olduğu görülmüş, kangren olan kalan ayak parmakları
da kesilerek ayaktan ayrılmıştır. Ayak parmaklarının 10’u da
yoktu, parmaksız ve küçük iki ayağa sahipti. Esaret yılları 1915
yılı başından 1917 sonuna kadar sürmüştür.
Karayaşmak' a geri dönüş yolculuğu...
Ekim 1917 de Bolşevik ihtilalin verdiği rehavet ile esir
kamplarından kaçarak Türkiye’ye Karayaşmak Köyüne uzun zaman
sonra 1918’in yaz aylarında dönebilmiştir. Dönüş sırasında
birkaç defa Lenin’in askerleri tarafından yakalanmalarına rağmen
esir Türk askeri oldukları anlaşılınca serbest bırakıldığını
anlatıyordu.
Köye döndüğünde seferberlik sonucu köyün harap olduğunu ve
yaşayanların bir kısmının seferberlikten geri dönemediğini
görmüştür.
Yeniden hayata başlayan Gazi Hasan 1934 yılından sonra soyadı
kanunu ile OKUMUŞ soyadını almıştır. Yaptığı iki evlilik sonucu
2 kız ( Gülbahar ATASOY ve Zilfi KILIÇ ) ve 4 oğlu (İsmail,
Hüseyin, Necaddin ve Pehlül) birinci eşinden, bir erkek çocukta
(Ömer) 2. eşinden olmuştur.
Gazi Hasan OKUMUŞ’un aramızdan ayrılışı
Ölüm gününe kadar yaz-kış, soğuk-sıcak demeden abdestini köy
çeşmesinden alır, Namazını Camide cemaatle kılardı. Hayatında
sigara ve içki kullanmayan Gazi Hasan, ilk esir düşüp ayak
parmaklarını kaybetme haricinde hastalanıp hiç doktora
gitmemiştir.
O gün;4 Ekim 1976 Pazartesi sabahı rahatsızlanıp
Bayburt’a çift kabinli kamyonla doktora gitmek için yola çıktı.
Bayburt’a varıp doktora görünme zamanı olmadan Hakk'ın rahmetine
kavuşmuştur. Naaşı aynı araçla köye geri döndü.
Gazi' yi son
yolculuğunda yalnız bırakmayan
kanatlı karıncalar...
Gazi Hasan OKUMUŞ artık aramızda yoktu. Cenaze yıkama işlemi
başlayınca ilginç bir olay gerçekleşti. Karayaşmak Köyü’ne
uçuşan 30 – 40 kümeden oluşan binlerce kanatlı karıncalar
havada bölük-bölük cenazeyi bekliyordular. Gazi Hasan’ın ölü
bedeni yıkanıp, kefenlenip ve cenaze namazı kılındı. Havada
uçuşan o kanatlı karıncalardan bir tanesi tabutun içine ölü
olarak düşmüştü. Cenaze namazını kıldıran büyük hoca olarak da
bilinen Mustafa KÖSE hoca, ölen o kanatlı karıncayı Gazi Hasan
OKUMUŞ’ la birlikte kabrine koydu. Defin işlemi bitince havada
uçuşan o kanatlı karıncalarda köy kabristanından ayrılıp
gittiler. Bu olay pek rastlanmış bir durum değildi. Allahın
hikmetinden sual sorulmaz.
Askerlik ve esaret altında toplam 8 yılını (5,5 yıl Asker-2,5
yıl esir) veren, resmi kayıt olarak 106 yıl, kendi ifadeleri ile
111 yıl gibi uzun dönem yaşayan Gazi' nin kendine yakışır bir
mükafatla aramızdan ayrılmıştır. Allah mekanını Cennet eylesin,
biz geride kalanları da, Cenab-ı Allah hak yoldan ayırmasın.
Erol
ATASOY
|